Yaşlanma, Kronik Enflemasyon, Ağır Metal Toksisitesi, Oksidatif Stres, Mitokondriyal Hastalıklar ve Güncel Tedavileri

Yaşlanma, Kronik Enflemasyon, Ağır Metal Toksisitesi, Oksidatif Stres, Mitokondriyal Hastalıklar ve Güncel Tedavileri

02-02-2020

Kronik hastalıklar ve yaşlanma bir bağ dokusu disregülasyonudur:

  1. Doku ve organların yetersiz kanlanması (perfüzyon bozukluğu)
  2. Yıkım ürünlerinin, toksinlerin uzaklaştırılamaması (lenfatik disfonksiyon)
Toksin yükümüzü nasıl alırız?
  1. Besinler: Yediklerimiz ve içtiklerimiz, endüstriyel gıdalar,aflatoksin, pestisit vs bulaşan yiyecekler ile
  2. Smoke-soluduklarımız: Sigara, kirli hava, sanayi gazları ve pestisit soluma
  3. Geopatik yük: Elektromanyetik-radyasyon yükü
  4. Güneşsiz gündüzler-Aydınlık geceler: Kapalı ve ışıl mekanlar, uyku bozuklukları
  5. Kronik stres ve kaygı: Psiko-sosyal, ekonomik ve kültürel, aşırı çalışma stresi vb.
  6. Alışkanlıklarımız ve bağımlılıklarımız: Sigara, alkol, ilaç, tatlı, oyun vb

KRONİK KOMPLEKS HASTALIKLAR

Toplam hastalık yükünün %80-85’ini oluştururlar:

  • KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR: Kalp krizlerl, Hipertansiyon, İnmeler
  • METABOLİK HASTALIKLAR: Diyabet, Obezite, metabolik sendrom vs
  • ENFLEMASYON HASTALIKLARI: Otoimmun hastalıklar; Allerji, Romatoid artrit, MS, Hashimato tiroiditi vs
  • DEJENERATİF HASTALIKLAR: Alzheimer, osteoporoz, gonartroz vs
  • NÖROPSİKİYATRİK PROBLEMLER: Otizm, şizofreni, depresyon, panik atak vs
  • KANSERLER

KRONİK TOKSİSİTEDE KLİNİK TABLO

Oxidative Stress
  • Nöropsikiyatrik klinik tablolar: Konsantrasyon bozuklukları, Öğrenme güçlükleri, Hiperaktivite, Otizm benzeri tablolar, Kronik baş ağrıları, Uyku ritm ve kalitesinin bozulması, Polinöropatiler, VSS disfonksiyonları, Nörodejeneratif hastalıklar (Parkinson, Alzheimer vb) Depresyon, Şizofreni, Anksiyete ve Mizaç bozuklukları gibi klinik tablolar.Nörolojik bozuklukların çoğunda etiyopatogenezde kronik oksidatif stres ya da kronik toksisite yatmaktadır.(Buchard MF 2010)
  • İmmün Disfonksiyonlar: Atopik dermatitler, Romatoid artrit, Hashimota tiroiditi, Psöriyazis gibi otoimmün problemler, Sık tekrarlayan enfeksiyonlar.
  • Metabolik Sorunlar: Latent asidoz, Osteoporoz, Kilo almada artma, Kilo vermede direnç.
  • Endokrin Bozukluklar: İnsülin direnci, Erken puberte, Myomlar, İnfertilite, Endometriyozis, Sperm sayısı ve kalitesinde azalma, Tiroid sorunları, Mens ve Menopoz problemleri
  • Genotoksisite: Kanserler, Doğum defektleri vs
  • Mineral Fonksiyonların İnhibisyonu: Ağır metal toksisitesi
KLİNİK TABLO
Klinik Tablo

Kaynak: Mustafa ATASOY Fonksiyonel Tıp

AĞIR METAL TANI YÖNTEMLERİ

• DMSA ile idrar provakasyon testi
• Vegatest, ReviQuant, Bioscan, CyberScan, Biorezonans, Kinezyoloji vs

KRONİK MİTOKONDRİYAL HASTALIKLARDA FAZ TEDAVİLERİ

FAZ 0 – YÜKLENME FAZI

Toksin alımını azalttığımız fazdır. Maruziyetin azaltılması ömür boyu süren bir yaşam tarzı haline gelmelidir.

FAZ I – HÜCRESEL FAZ

Bu faz reaksiyonların en önemli bileşeni sitokrom P 450 sistemidir ve başta karaciğer olmak üzere, deri, akciğerler, GİS mukazası ve her hücrede bulunan yaklaşık binden fazla enzim içerir. Faz I de gerçekleşen 3 farklı kimyasal reaksiyon vardır: Hidroliz, Oksidasyon ve Redüksiyon.

Sitokrom P 450 eksikliği veya yavaşlığı daha çok kansere yakalanma riski anlamına gelir.

Faz I in aktif ara bileşen üretme hızı Faz II nin onları bağlama ve suda çözünür hale getirilemez veya getirilse bile ardından Faz III ile hemen vücuttan uzaklaştırılamaması durumunda detoksifikasyon dengesi bozulur.
Bu nedenle tedavi protokolü belirlenirken Faz I ve Faz II detoksifikasyon evrelerini senkronize biçimde aktive etmek gereklidir.
Faz I in en önemli yan etkisi; toksinler dönüştürülürken üretilen SERBEST RADİKALLER dir. Yani Faz I de metabolize edilen her bir toksine karşılık olarak Serbest Radikaller oluşur. Yeterli serbest radikal savunması (güçlü antioksidan kapasite) olmadığında, karaciğer kendisine zarar veren serbest radikallerin saldırısına uğrar.
Faz I de üretilen Serbest Radikallerin nötralize edilmesinde en önemli rolü GLUTATYON enzim sistemi oynar.

Faz I in yeterli çalışmadığını nasıl anlarız?

• Faz I detoksifikasyonunu ölçen en iyi test Kafein Testidir. Akşam az miktarda kafein tüketildiği halde gece uyuyamayan kişi Faz I açısından yetersizdir.
• Alkol alındıktan sonra uykuya meyiliniz artıyorsa Faz I iyi çalışmıyor demektir.
• Parfüm ve diğer kimyasallar sizi rahatsız ediyorsa Faz I iyi çalışmıyor demektir.
• Faz I detoksifikasyonunun en önemli semptomları: uyku kalitesinde azalma, halsizlik, anksiyete, agresiflik, depresyon, yaşam neşesinde azalma ve kronik yorgunluk sendromu şeklinde müphem belirtiler. Ağrılarda artma, su içme isteğinin ve sabah iştahının azalması da Faz I yetersizliğinin işaretleridir.

FAZ I neler ile inhibe olur?

• Kötü beslenme
İlaçlar: Psikiyatrik bazı ilaçlar (benzodiazepinler), Allerji ilaçları (antihistaminikler), Mide ilaçları (simetidin), Mantar ilaçları (ketakonazol)
Fitokimyasal yiyecekler: Greyfurt, curcumin, kapsaisin-şili biberi, karanfil yağı
• Bağırsak mikrobiyatasının bozulması
• Aşırı egzersiz
Çevresel toksinler: Karbotetraklorit, egsoz dumanları, boyalardan inhale edilen gazlar, dioksin, böcek ilaçları
• Yaşlanma

FAZ I neler ile aktive olur?

• İlaçlar
• Alkol, nikotin, kafein
• Karbontetraklorür, egsoz dumanı, boyalardan salınan gazlar, dioksin
Besinler: Brasika sebzeleri (brokoli, brüksel lahanası, karnabahar), kömür ızgarasında pişmiş etler, yüksek protein diyeti, portakal ve mandalina (greyfurt hariç), Karaman kimyonu ve dereotu.
Besin destekleri: Niasin, Riboflavin (B1 vitamini), C vitamini
• Egzersiz. Tüm fazları aktive eder. Aşırı olduğunda serbest radikal üretiminde artış meydana getirdiğinden Faz I inhibisyonu yapar.

FAZ II – KONJUGASYON FAZI

Karaciğerde oluşan 6 farklı konjukasyon işleminin gerçekleştiği fazdır.
Vücuda giren toksik ürünler; lipofilik – yağda çözünen özellikte iken Faz II reaksiyonları ile Hidrofilik – suda çözünen bileşiklere dönüşürler.
Faz II enzimatik işlemlerinin sağlıklı işleyebilmesi için bazı besin desteklerine, metabolik enerji (ATP) ye ihtiyacı vardır.
Karaciğer mitokondrilerinin fonksiyonları bozulursa örneğin magnezyum eksikliği ya da fiziksel aktivite yetersizliği nedeniyle faz II detoksifikasyonu yavaşlayarak toksinlerin birikimine sebep olur.
Faz II detoksifikasyonunun en önemli bileşeni konjugasyon (bir toksin öıknatısı gibi işlem gören) ve aynı zamanda güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON dur.
İşte bu nedenle toksinlerin emilebilmesi için gerekli olan HİDROFİLİK özelliklerini sağlayan en önemli faz II bileşeni glutatyondur.

Özel Not: ‘Hem FAZ I’i hem FAZ II’yi aktive eden en önemli iki bileşen glutatyon ve ozondur. Kliniğimizde ozon ile beraber glutatyon aktivitörlerinin yanında özellikle kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde glutatyon yurt dışından ampul formunda getirilerek serum ile IV olarak hastalarımıza uygulanmaktadır.

Karaciğer fonksiyon testlerinden GGT, hücre içi glutatyon sentezinin en önemli ham madde sağlayıcısıdır. Bu aminoasitler içerisinde en önemlisi sisteindirç Akut Parasetamol zehirlenmesinde N-asetil sistein vermemizin nedeni, sistein aminoasidini sağlayıp glutatyon sentezlemek. İşte bu nedenle GGT nin yüksek olması, glutatyon turn-over inin hızlandığını, yani glutatyon ihtiyacının arttığını gösterir. Sebepsiz GGT yüksekliklerinde toksin yükünün arttığını özellikle Faz II nin yeterli hızda olamdığını anlayabiliriz.

Asetilasyon toksinlerin Asetil Koa ile bağlanarak yapılan detoksifikasyon işlemi için Asetil –koA, molibden, demir, niasinamid(B3) ve Tiamin(B2) vitamini, Pentoteik asit (B5) ve C vitamini gerekir.
İdrar kesesi kanseri, düşük asetilasyon ile en tutarlı ilşkiye sahip gibi gözükmektedir.

Çoğu sebze ve meyvanın özellikle turpgil sebzelerin (brokoli. Brüksel lahanası, karnabahar ve lahana) sarımsak, soğan, soya , üzüm ve çileklerin liberal tüketimi, asetilasyon da dahil olmak üzere faz II etkinliği artıracakır.

Metilasyon diğer bir faz II detoksifikasyon işlemidir. Bu işlem için özellikle kolin, B12 vitamini(hayvan kaynaklı), B6 vitamini (tahıl ürünleri baklagiller), folik asit(yeşil yapraklı bitkiler) den zengin besinler gereklidir.

Östrojenlerin etkinliği metilasyon yoluyla durdurulabilir.

Sülfasyon diğer bir faz II detoksifikasyon işlemidir. Bu işlem bir çok ilacın, besin katkı maddelerinin ve özellikle bağırsak bakterileri ile çevresel toksinlerin detoksifiye edilmesinde önemlidir. Kuşkonmaz veya sarımsak yendiğinde yoğun kokulu idrar oluşuyorsa sülfoksidasyon yetersizdir.

Faz II detoksifikasyonun iyi olmadığının en önemli göstergesi Akciğer ve Solunum yollarında, mesanede gelişen kanserlerdir.

Karaciğer yağlanması, hamilelik toksemisive disbiyozis faz II detoksifikasyonun yavaş olduğunun göstergesidir.

FAZ III – ATILIM FAZI

İdrar – Cilt – Terleme ile hidrofilik hale getirilen toksinlerin atılma işlemidir. Bu fazda fiziksel aktivite, terleme yeterince su içme çok önemlidir.

Faz III tedavileri:

  • Masaj, vasküler ve lenfatik drenajları hızlandıran tedaviler; manuel terapi, VMT
  • Nöralterapi
  • Ozonterapi
  • Hidrasyon : Kışın kiloya 40 ml, yazın 50 ml su
  • Hipertermi: Sauna, kaplıca, hamam gibi
  • Kolonhidroterapi-lavaman-enema
  • Hacamat
  • Şelatörlerin kullanılması
  • Zedelenen organlar ve bozucu alanlar tedavi edilir
  • Amalgam gibi toksin kaynaklarının usulüne uygun vücuttan uzaklaştırılaması
Sağlık Nedir ?
Sağlık; biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel, ekolojik ve ekonomik bir denge halidir.